annem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Yine annem...

Müzik dinliyordum az önce, rastgele bir şeyler çalıyordu. Annemin sesi doldu birden kulaklarıma; şiirlerini seslendirmiş bir ara, sanırım Ankara'da eczacılık okuduğu dönemlerde.


Gözlerin simsiyah olsun;
Derinlere bakar gibi bakayım,
Yumduğumda gözlerimi kapkaranlık, 
Gözlerine dalayım.


Masmavi olsun gözlerin;
Şöyle kaldırıp da başımı,
Dalınca gözyüzüne bomboş, 
Gözlerine uzanayım.


Ve gözlerin yemyeşil olsun;
Deniz kenarına oturup da seyrederken uzakları, 
Dalgalar yerine,
Gözlerinle dolayım...


Ya da... Ya da kahve olsun gözlerin;
Beni alıp yokluğa götürsün, 
Sanki dağ başlarında yaşar gibi, 
Gözlerinde yaşayayım...


Uzun zamandır aradığım bir şiirdi bu, en sevdiklerimden.

Daha önce de annemi şair olarak göremediğimi ve şiirlerini onda bulamadığımdan bahsetmiştim; sesinden dinlesem bile hala annemmiş gibi gelmiyor bana. 


Tam kırk beş dakika dinledim boş boş ve sonra da yazmak için beğendiklerimi, tekrar dinledim. 


Bir kaç şiirini paylaşmak istiyorum sadece bu akşam, belki siz benim hissettiklerimi hissetmezsiniz ama kendinizden bir kaç parça bulacağınızdan eminim şiirlerinde...





Seni düşünüyorum, 
Gözlerimde yaşadığın günden beri.
Seni yaşıyorum,Bin bir çiçekle ördüğüm.
Güzelliğini sunuyorum mısralarıma, Hasretinle birlikte.
Anlasana artık; sen içimde bir kördüğüm.
Sabahın serinisin ruhumda.
Rüzgarın ılık, tatlı sesi
Ve bir kuşun ötüşü seher vakti...
Düşünmem sandım seni,
Düşünmezsem unuturum sandım.
Yanılmışım habersiz sevdalım,
Yanılmışım...
Düşüncelerimde olmasan bile
Gözyaşlarımda varsın...
Azrail gibi.
Her kapanışında göz kapaklarımın, 
Bir balta vurdun beynime.
Kırdın rüyamdaki bin bir renkli çiçeği.
Oturdun sabaha dek,
Gözbebeklerimde... 





Senden uzakta olursam
Düşünmem sandım seni,
Düşünmezsem unuturum sandım.
Yanılmışım habersiz sevdalım,
Yanılmışım...
Düşüncelerimde olmasan bile
Gözyaşlarımda varsın... 





Başucumdaydın bütün gece,
Azrail gibi.
Her kapanışında göz kapaklarımın, 
Bir balta vurdun beynime.
Kırdın rüyamdaki bin bir renkli çiçeği.
Oturdun sabaha dek,
Gözbebeklerimde... 


...
Ve düşüncelerin kim bilir kimlerleyken, 
Bir yılan gibi çöreklendi içime yokluğun...




...
Seni düşünüyorum, 
Gözlerimde yaşadığın günden beri...




Önce doğan güneşim oldun, 
Donra batan
Ama olsun, 
Güneşin batışını da seviyorum, 
Hem de daha çok, doğuşundan...




Yine yazmaya başladım can dost,
Uzunca bir süredir alamadığım kalemi aldım elime bugün,
Galiba yalnızlığı taşıyamıyorum artık,
Galiba özlemim dışıma taştı bugün...




Bir şarkımız yoktu,
Dinlediğimde seni hatırlayayım.
Ama çocuğumun her balon istiyorum, deyişinde
Seni hatırlayacağım...




Bazen yürümek yağmur altında amaçsız,
Boğulmak binlerce düşünce arasında,
Çıkamamak beyninden,
İçinden...
Sıkışıp kalmak...
Ve tüm bunları seninle yaşamak.
Sen dediğim sen; neredesin, nerelerdesin?
Sen dediğim sen; kimdesin, kimlerlesin?
Belki bir gül yaprağının ucunda,
Belki bir çiğ tanesindesin...
Kim bilir belki,
Belki güneşin batışını seyrederken bir akşam üstü, 
Gözlerimin takıldığı yerdesin...




En çok neyi özleyeceğim biliyor musun;
Çocukça davranmayı, demiştim bir zamanlar. 
Şimdi en çok neyi özlüyorum biliyor musun;
Çocukça davranmayı, diyorum.




Karanlığı sever gibi seviyorum seni,
Çünkü karanlık baştan başa benim.




Şimdilik bu kadar olsun...
Babama not: kıskanma babacığım, sen de yaz senin de olsun :)
SİZİ SEVİYORUM!


http://www.facebook.com/hayatgulsunsize

28 Mart 2012 Çarşamba

Hayat Gülsün Size

Ben sahip olduklarımı yazan bir insan olmadım, belki de bu yüzdendir hep acıyı, gözyaşlarını ve aşkı yazışım. Bugün farklı bir şeyler yapmak istiyorum; ben bugün annemi yazacağım.

Hayattaki en değerli varlıklarımdan biri o ama ben bunu ona hiç söyleyemedim çünkü biliyorum ki; ağlayacağım ve o da ağlayacak. Ağladığında ona dokunamıyorum ben hiç, pek çok insan için omuz oldum ama anneme yaklaşamıyorum gözyaşlarını gördüğümde çünkü biliyorum; ben de ağlayacağım ve o daha çok ağlayacak.

Bugün neden onu yazdığıma gelince; yazmış olduğu şiir kitabını aldım yine elime. Biliyordum; ağlayacaktım.

Sayfalarının arasında annemi aslında tanımıyor olduğumu hissettim, ben ona dokunamıyordum, o başkasıydı bir nevi. Onun duygusal, sevgi dolu ve kırılgan olduğunu biliyorum ama tarif edemediğim bir şekilde onun bende eksik olduğunu duyumsadım. Acaba o da benim yazdıklarımı okuyunca böyle düşünüyor mudur, diye merak ettim. Muhakkak düşünüyordur. Kendimi savunmam gerekiyor ama; ben hissettiklerimi pek fazla yazan bir insan değilim, şiir ise tamamen hisler üzerine kurulu.

Merak ettim annemi, yazarken neler hissettiğini merak ettim. Aslında insan yazarken pek dışarıya farkettirmiyor ama yine de o halini görmek isterdim, kalemle buluştuğu halini yani. Tek tek irdeledim şiirlerini, okudum, özümsemeye çalıştım. İnsanın tanıdığı - tanıdığını sandığı mı denmeli - birinin yazdıklarını okuması garip bir olgu; bazı noktalarda kelimelerini karşındakine konduramıyorsun çünkü.

Annemi okudum, şiir yazan annemi...

Bir ara öyle kıskandım ki; yazmayı bırakacak noktaya geldim ama yazmak terkedip gidebileceğim bir edim değil. Yıllar yılı o da yazıyor olmalı, o da içindeki şiir yazan annemi hiç terkedememiştir sanırım. Hala yazıyordur, garip geliyor bu durum bana, acaba ona da benim yazıyor oluşum garip geliyor mudur? Acaba benim kendimi onda görüyor olmam gibi bazı mısralarında, o da kendini benim yazdıklarımda buluyor mudur?

Ben sevginin gerçeğini,
Yücesini,
En güzelini anlattım
Sen anlayamazsın...


Ben mısralarımda
Güzelliği,
Sevgiyi
Ve seni yazdım
Sen tanıyamazsın...

Bu şiirini çok sevdim, onun da benim yazdıklarımda 'şu gerçekten çok güzel' dediği bir parça var mıdır?


Bir gün daha akşam oldu senden uzakta.
Sen kim bilir nerede, ne haldesin. 
Ben fakir penceremde oturmuş seni düşlüyorum.

Annemi fakir penceresinde oturmuş birini düşlerken gözümün önüne getiremiyorum, demek ki bu annemin bilmediğim yanlarından biri.